ergunt.com

sevdim, farkettim, şaşırdım... 
« Back to blog

Farkettim: -ki oturup "Poker" üzerine birşeyler yazmışım!

Poker

"Poker" üzerine birşeyler 

 

elli iki kağıtlık "tam" deste ile oynanır "poker" 
kişinin masaya oturma kararını vermesiyle başlar 
sonunda kazanabilirsiniz, kaybedebilirsiniz 
"tam" desteyle oynanan oyunu "tam"sanız oynamanız gerekir 
"tam" olup olmadığınıza oyun içinde karar vermeniz kaybetmenize yol açar 
hem karşınızdakini kaybedersiniz -sizinle bir daha oynamaz- 
hem de elinizdekinden olursunuz 

"poker"'i evde oynuyorsanız 
herkes oyuna eşit şartlarla başlar 
herkesin elindeki fişler eşittir 

kağıt çekilir ortadan, yüksek kağıt olandan düşüğe yerler seçilir 
cam kenarı, koridor, olmadı bir daha cam kenarı, yok yok koridor 
derken herkes yerine oturur 

en yüksek kağıdı seçen başlar dağıtmaya 
dağıtanın bir arkasındaki küçük kör olur, onun bir arkasındaki büyük kör 
körlük vardır "poker"'de, bazen gözünün önündeki kağıdı göremezsin 
bazen karşındaki oyuncunun elindekini 

herkese iki kağıt dağıtılır 
ve oyun başlar 

sadece iki kağıda bakarak bir karar verirsiniz 
güzel bir çift As, güzel bir çift göz gibi gelir gidersiniz peşinden 
güzel bir kız(Q) yanında bir vale(J) gelir, kızın yüzü hürmetine basarsınız fişleri 
işte o ilk bahsi koyunca -asıl oyun- başlar 
artık o noktadan sonra geri dönseniz dahi koyduğunuz bahsi kaybetmişsinizdir 

oyuna giren "tam" oyuncular bahislerini koyarlar, 
arttırırlar ya da baştan hiç bu işlere girmezler 
yemek yemeğe niyeti olmayanın lokantada ne işi vardır ki 

dağıtan oyuncu ortaya üç tane kağıt açar 
artık herkesin elinde iki kağıt vardır, ortada da üç tane açık kağıt 
bu nokta önemlidir "poker"'de 
oyunun ilk açık kağıtlarıdır onlar 
ilk defa karşınızdaki oyuncu elindeki iki ve yerdeki üç kağıt ile çok iyi bir el sahibi olabilir 
ama "poker" o kadar hayata paraleldir ki çok iyi bir el sahibi olmayadabilir 
oysa sizi oyun boyunca çok iyi bir el sahibi olduğuna inandırabilir 

iyi bir ele karşı kaybetmek koymaz size 
çünkü hakikattir ve siz hakikati görerek kaybetmişsinizdir 
büyük bir yalana karşı kaybetmek acıtır içinizi, kaybettirir size bütün fişleri 

o yüzden derki büyük üstad pokerciler 
sen elindeki kağıda değil karşındakinin kağıdına göre oynayacaksın bu oyunu 
elindeki zaten belli 
ama karşındaki kapalı iki tane kağıt 

bahisler konuşur yine arttıranlar, eksilenler 
oyunun bu noktasında çıkanlar eksilirler ama oyunu sürdürüp kaybedenler kadar değil 

ortaya bir kağıt daha açılır sonra 
artık sondan bir önceki konuşmadır bu 
herkes konuşur 
arttıranlar, eksilenler olur 
masa yavaş yavaş oyuncusunu azaltır 

son kağıt açıldığında artık yapılacak tek şey konuşmaktır 
yine arttıranlar eksilenler olur 
iki "tam" "poker"ci karşı karşıya kaldıysa 
değmeyin o oyunun keyfine 
ikisi de ellerine bakarlar, ortadaki fişlere bakarlar 
açık beş tane kağıda bakar ve konuşurlar 

sonunda yedi kağıt içinden en iyi beş kağıda sahip olan kazanır 
ya da elindeki kağıtları en iyi gibi gösterebilen 

diğer oyuncu kaybeder 

kimin kazandığı kimin kaybettiği belli değildir aslında 
en iyi beş kağıdı olan gösterirki; elinde iyi kağıt olduğunda oynuyor 
bu onun kaybettiğinin göstergesi olabilir 
bir sonraki oyunda kimse oynamaz onunla 

ya da olmayanı var etmiş gibi gösteren oyuncuysa o 
üzerine gider diğer oyuncular, ellerindeki bir çift kağıtla bazen 
görmek isterler hakikati 

o yüzden "poker"'de "anlaşılmaz ve beklenmedik" olmaktır temel mesele 
beklenmedik bir zamanda çalan bir telefon gibi 

o zaman karşındaki nasıl ne diyeceğini şaşırıyorsa 
poker'de de o şaşırma karşı tarafta körlük demektir 
göz görmeyince, karşı taraf her zaman kazanır 

büyük kağıtlar vardır "poker"'de 
kazanmak için her zaman en büyük kağıda sahip olmanız gerekmez 

önemli olan rakipten bir yüksek kağıda sahip olmanızdır ki oyun olsun 

güzel oyundur "poker" 
hayata dair herşey vardır içinde 

korku, heyecan, aldatma, aldatılma, haz, keyif, kazanç, kayıp... 

oynadıkça öğrenilir 
derki yine aynı poker üstadları 
"ten minutes to learn, lifetime to master" 

tıpkı hayat gibi, 
dünya'ya geldiğin günün, "tam" olduğun manasına gelmediği gibi 

"master" olmak istiyorsan, oynayacaksın bu oyunu 
bugün masada değilsen, yarın yoksundur oyunda 

"poker" bu, "tam" desteyle "tam" oyuncular tarafından oynanır 
kaybedince eksilirsin.

 


----------------------------------------------------------------------------------------------------

 

* Bugün yakın dostum Müştak mail atmış, haftaya "poker" var diye. Onun üzerine heyecanlanıp yazdım bunları, imla, yazım, noktalama hatası herşey vardır, "amatör"lük böyle bir şey idare edin :)

Comments (1)

Feb 24, 2010
tozgito said...
cok hosuma gitti.. evet kesinlikle cok hayata benziyor.. hic bir zaman ne gelecegini bilmedigimiz gibi hep bir gorebilme, anlayabilme arayisindayiz.. bunu hic soyleyecegimi dusunmezdim ama poker'in icinde bir zen varmis :) su an zen ve okculuk diye bir kitap okudugum icin ozellikle benzettim sanirim..

neyse ben gideyim de gerceklerin kesifiyle ugrasayim, sen de o kartin arkasinda sakli olanlarla..

sevgiler :)

Leave a comment...